Search
English Turkish Sentence Translations Page 3164
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Plica semilunaris secretions? | Plika göz ifrazatı mı? Gözümde bir şey mi var? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Bravery. | Cesaret. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Now you go get your Steve on. Okay. Okay. | Şimdi git al Steve'ini. Tamam, tamam. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You said she was hyper? Yeah, she's really hyper. | Hiperaktif mi yani? Evet, hem de nasıl. | All About Steve-1 | 2009 | |
| That's good. That's good. The calm and focused ones... | Güzel. Sakin olanlar sinsice yaklaşır ve sen ne olduğunu anlamadan... | All About Steve-1 | 2009 | |
| You know? But as long as she's hyper, you don't have to worry about it. | Ama hiperaktif olduğu sürece endişelenmene gerek yok. | All About Steve-1 | 2009 | |
| One thing she isn't is calm. | Sakinlikle alakası yok. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Dude. Something you wanna tell me? | Dostum. Bir şey mi diyorsun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Dude. Is that her? Hmm? | Dostum. Bu o mu? Ne? | All About Steve-1 | 2009 | |
| How'd she get in here? I don't know. She's calm. | İçeri nasıl girmiş? Bilmiyorum, ama sakin! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Boy, did I miss you, Steven with a "V." | Özlemişim seni. V'li Steven. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Let's go for a talk outside. Okay. Walkie talk. | Hadi dışarıda konuşalım. Tamam, hem yürüyelim hem konuşalım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Right out here. Okay. | Bu taraftan. Tamam. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oops. Yes? Okay. | Evet? Şimdi... | All About Steve-1 | 2009 | |
| You can't stay here. Sure I can. | Burada kalamazsın. Tabii ki kalabilirim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| No. That's the beauty of my job. I can send in... | İşimin güzelliği de bu; | All About Steve-1 | 2009 | |
| I don't want you here. Okay? | Seni burada istemiyorum, tamam mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| But you said. | Ama öyle dedin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I said... I know... I'm a guy. Okay? | Ben bir erkeğim, tamam mı? Biz aslında kastetmediğimiz çok şey söyleriz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well, then, how do I know you mean what you're saying now... | Peki, şu anda söylediklerinin gerçekten kastettiğin şeyler... | All About Steve-1 | 2009 | |
| when you said you didn't mean what you said? That's crazy. | ...olup olmadığını nereden bileceğim? Delilik bu. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well, see, that's your fear talking. | Bunlar korktuğunda söylediğin şeyler. | All About Steve-1 | 2009 | |
| How come you're not more hyper? That's freaking me out a bit. I gotta be honest. | Nasıl oluyor da hareketli değilsin? Açıkçası korkmaya başladım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve, it's all gonna be okay. I know it is, if you... | Steve, her şey düzelecek. Biliyorum, eğer... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Maybe even wonderful. | Belki de muhteşem olacak. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hartman Hughes told me everything. What? | Hartman Hughes bana her şeyi anlattı. Ne? | All About Steve-1 | 2009 | |
| I talked to Hartman Hughes. When did you talk to him? | Hartman Hughes'la konuştum. Ne zaman konuştun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| It doesn't matter. Did he... Did he come get you? | Önemli değil. Seni o mu gönderdi? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve. Where is he? Hughes. | Steve. Nerede O? Hughes! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steven, Steven, Steven, Steven. Come here. Look at me. You here? Are you here with me? | Steven, Steven. Buraya gel. Bana bak. Buraya! Bakıyor musun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Okay. Focus. Right here. Okay? Look at me. | Tamam. Odaklan. Tam buraya. Tamam mı? Bana bak. | All About Steve-1 | 2009 | |
| "Intimate relationships cannot substitute for a life plan... | Samimi ilişkiler hayattaki hedeflerin yerine geçemez. | All About Steve-1 | 2009 | |
| "but to have any meaning or validity at all... | Ancak başarıya ulaşacaklarsa... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh. Psychologist, lecturer and author... | Ruh bilimci ve "Franny B. Kranny, There's a Bird in Your Hair" adlı... | All About Steve-1 | 2009 | |
| I was gonna run for governor, but... Hey, Hughes. | Aslında ben vali olacaktım... Hughes! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Come here. Hey. | Gelsene. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Come here. Steve. | Buraya gel. Steve. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes, sir. This another one of your pranks? Huh? | Buyur. Bu da mı eşek şakalarından biri? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Okay. Well, then tell her you lied and... and that I really... | Tamam o zaman, ona yalan söylediğini ve benim... | All About Steve-1 | 2009 | |
| I don't want you here. I'm sorry. | Ben seni burada istemiyorum. Kusura bakma. Peki. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Sorry. Just... | Üzgünüm. | All About Steve-1 | 2009 | |
| things didn't work out. | Yürümedi işte. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You're gonna find a great guy. | Eminim harika birini bulursun. Bebek. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I want you guys to have a baby. | İkinizin bebeği olsun istiyorum. Neden peki? | All About Steve-1 | 2009 | |
| You guys belong together. | Çünkü siz birbirinize aitsiniz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I'm gonna hit you, man. Aw, come on. | Sonunda girişeceğim bak. Yapma. CCN spikerine vuracak hâlin yok... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Stop it! " Victory attained through violence is tantamount to defeat, for it is momentary." | Kesin şunu! "Şiddetle kazanılmış zafer yenilgiye eş değerdir." | All About Steve-1 | 2009 | |
| What are you afraid of? What am I afraid of? | Neden korkuyorsun? Korkmak mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| You don't want her to know about "I heart Mary" carved in a tree trunk? | Ağaca oyduğun Steve kalp Mary'yi bilmesini istemiyorsun. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Why are you putting stuff like that in her head? | Neden kafasını böyle şeylerle dolduyorsun. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You said that? No, I never said that. | Sen söylemedin mi? Hayır, asla. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hey, guys! Baby Peggy's parents settled. | Çocuklar Bebek Peggy'nin ailesi hazır. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve, your camera. Oh, Jesus, Angus! | Steve kameranı al. Tanrım, Angus! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Sorry. Sorry. See what happens? | Pardon. Pardon. Bak ne oldu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| You mess with me, you mess with my boy. | Benimle uğraştın, benimle. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Mary, stay! Mary, stay! But you... | Mary, burda kal! Kal burada. Ama... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Mary! Call the station. | Mary! İstasyonu bağlayın. | All About Steve-1 | 2009 | |
| With mere hours to spare, the Agueros reconciled... | Ameliyata saatler kala, Agueros kararını verdi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| agreeing to halt surgery until Baby Peggy is old enough to decide for herself. | Peggy bebek kendi kararını verecek yaşa gelene kadar ameliyat iptal edildi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's time for the Agueros to be a family once again. | Agueros için tekrar aile olma zamanı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| So today, like the noble tree frog... | Bugün tıpkı ağaç kurbağasının... | All About Steve-1 | 2009 | |
| whose third leg is nothing if not natural... | ...3 bacaklı oluşu gibi... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Baby Peggy marches on with her three legged life. | ...Peggy bebek de 3 ayaklı yaşamına adım attı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve! I'm coming. Excuse me. | Steve! Geliyorum. Pardon. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Medical emergency. Thank you. Please allow me through. | Acil durum. Teşekkürler. İzin verin lütfen. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve, I'm coming. No, no. Ma'am, you can't go back there. | Steve, geliyorum. Durun, Hayır. Hanımefendi buraya giremezsiniz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Are you all right? | Bir şeyin var mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Could someone please help him? | Ona yardım edin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Maybe apply a vasoconstrictor or a nasal tampon? Please. | Vazokonstrüktör ya da burnuna tampon yapılmalı. Lütfen. | All About Steve-1 | 2009 | |
| She trying to kill me? She's trying to kill me. | Beni öldürmeye çalışıyor. Beni öldürmeye çalışıyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| This is Hartman Hughes report... | Ben Hartman Hughes, habe... | All About Steve-1 | 2009 | |
| What the hell was that? | Bu da neydi şimdi? Steve bir kız davet etmiş efendim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I didn't invite her. She's stalking me. | Ben davet etmedim. Beni takip etmiş. | All About Steve-1 | 2009 | |
| There's a hurricane off the coast of Texas. Get to it. | Teksas kıyılarında hortum çıkmış. Oraya gidin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I'm sorry. It'll never happen again. | Özür dilerim. Bir daha asla olmayacak. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Did you hear that about the tree frog? | Orman kurbağası hakkındaki haberi duydun mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Every time she speaks, I smell anchor desk. | Ne zaman ağzını açsa, ana haber sunucusu kokusu alıyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I get it, Hartman. You're trying to get back at me, but Mary's not the way. | Anladım Hartman. İntikam almaya çalışıyorsun ama Mary ile olmaz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| She's insane. She tried to kill me. | Kız deli. Beni öldürmeye kalktı. Hartman, o kızda bir sorun var. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You didn't see that? You fell down. Boo hoo. | Görmedin mi? Düştün, falan filan. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I fell down? My legs were taken out from under me. | Düştüm mü? Ayaklarımdan çekildim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| What are you talking about? She's stalking me. | Neden bahsediyorsun sen? Kız beni takip ediyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Dude, she's not stalking you. Steve! | Takip falan etmiyor. Steve! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh, shit! Tell her I'm not here. Tell her I'm not here. | Kahretsin! Burada olmadığımı söyleyin. Yokum ben. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steve. Hi, guys. Hello, Mary. | Steve. Selam çocuklar. Selam Mary. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hi. I'm so sorry I was detained. | Özür dilerim, beni bırakmadılar. | All About Steve-1 | 2009 | |
| But all's been resolved. Steve. | Fakat her şey hâlloldu. Steve. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I can actually apologize in 17 different languages. | Hatta 17 farklı dilde özür dileyebilirim. | All About Steve-1 | 2009 | |
| So, Mary, we're going to Galveston. There's a big storm there. | Mary, Galveston'a gidiyoruz. Büyük bir fırtına çıkmış. | All About Steve-1 | 2009 | |
| What do you know about Galveston? What are you doing? | Ne yapıyorsun sen? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Great. Galveston. Well, Galveston's the South's new gay mecca... | Galveston. Güneyin yeni eşcinsel merkezi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Biggest natural disaster in American history. Really? | Amerikan tarihinin en büyük doğal felaketi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Over 6,000 dead in Galveston alone. Yeah. Ten... Can I have that? | Sadece Galveston'da 6000'den fazla kişi ölmüştü. Şundan uzatsana. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Ten nuns and 90 orphans. Angus, go faster. | 10 rahibe ve 90 yetim. Angus, daha hızlı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Ask her why she's following me. Please. Why are you stalking him? | Beni neden takip ettiğini sor. Neden onu takip ediyorsun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| I'm not... I'm not stalking. No, I'm not stalking. | Takip falan etmiyorum. Hayır, takip etmiyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Stalking's an obsessive pursuit of prey. | Takip etmek, kurbanın peşinden gitme takıntısıdır. | All About Steve-1 | 2009 | |
| But you're kind of following alongside his van. | Sen de şu an karavanın yanında koşuyorsun. Kim koşmaz ki? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Steven is a smart, decent, loving... If he allows himself, right? | Steven zeki, kibar, müşfik kendisini kasmadığı zamanlar tabii... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Loving, talented human being with deep seated fears. | Derinlerdeki korkularının yanında sevecen ve yetenekli biri. | All About Steve-1 | 2009 |