Search
English Turkish Sentence Translations Page 3161
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| One, I was thinking of not going on the date, but then the good children... | Birincisi, yemeğe çıkmamayı düşünüyordum ama... | All About Steve-1 | 2009 | |
| of, uh, Youngstrum Academy kindly... You know, they they persuaded me to go. | ...iyi huylu çocuklar kibarca beni ikna ettiler. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Two, my date duly arrives. | İkincisi, randevu günü geldi çattı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And lo, not only is he, uh, muy caliente, but he likes my red boots. | Son derece seksi oluşu bir kenara, kırmızı botlarımı da beğendi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Three, Steve says it would be great... | Üç, onunla yolculuğa çıkarsam Steve çok sevineceğini söyledi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| But, of course, I cannot because I have a job. | Elbette bir işim olduğu için bu imkânsızdı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Four, only days later, I learn I no longer have a job... | Dört, bugün bir işim olmadığını öğrendim... | All About Steve-1 | 2009 | |
| which is obviously just the final clue leading to the blindingly simple answer: | ...ki bu da, cevabı kendiliğinden veren son ipucuydu: | All About Steve-1 | 2009 | |
| Onward, Mary Horowitz. Onward. Go be with Steve. | "Yürü be Mary Horowitz. Yürü. Steve'le birlikte ol." | All About Steve-1 | 2009 | |
| What do you mean you don't have a job? | İşim yok da ne demek? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Missing the point, Father. Uh, the clues have been deciphered. I must journey forth. | Önemli noktayı kaçırıyorsun baba. İpuçları şifreyi çözdü. "Seyahate çıkmalıyım" | All About Steve-1 | 2009 | |
| Journey forth where? | İyi de nereye? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Father, you're making me crazy. | Baba, sen beni deli edeceksin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Ah. Voilà, Papa. | İşte burada papa. | All About Steve-1 | 2009 | |
| If it is news, Steven is there. Auf Wiedersehen. | Haberler ise Steve de oradadır. Allahaısmarladık. | All About Steve-1 | 2009 | |
| This is Hartman Hughes reporting from the edge. | Ben Hartman Hughes, olayın içinden bildiriyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Anybody seen Vasquez? Huh? | Vasquez'i gören oldu mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Anybody seen Vasquez? No. | Vasquez'i gördünüz mü? Hayır. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well, I wanna open up on the dust, then we're gonna hit a 45 up to your right side. | Çekime topraktan başlayacağım ve 45 derecelik açıyla sağından alacağım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| All right. Steve, but I'm gonna indicate down the street. I'm gonna come around the left. | Tamam. Steve, caddeye doğru işaret ettiğimde soldan almanı istiyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And right here. Ten seconds... you're on with Paula. | Tam buradan. Paula ile bağlantıya 10 saniye. | All About Steve-1 | 2009 | |
| She still mad at you for giving those Jenny Craig gift certificates? | Ona verdiğin Jenny Craig hediye kuponları için hâlâ kızgın mı? | All About Steve-1 | 2009 | |
| And five, four... Fact I was looking at her ass to begin with is a compliment. | 5, 4, 3... En başta poposunu dikizlemem iltifattı aslında. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Paula, I've just arrived at Wild Willy's Old Western Town... | Paula, az önce Tucson, Arizona'daki, turistlerin göz bebeği sayılan... | All About Steve-1 | 2009 | |
| beloved tourist attraction in Tucson, Arizona. | ...Vahşi Willy Kasabası'na vardık. | All About Steve-1 | 2009 | |
| has taken his role to heart... | ...kendini rolüne fazla kaptırdı... | All About Steve-1 | 2009 | |
| and captured eight of his coworkers, taking them hostage... | ...ve iş arkadaşlarından sekiz kişiyi şu anda bulunduğumuz yerden... | All About Steve-1 | 2009 | |
| a mere 85 yards away from where I stand now. | ...80 metre ilerideki barda rehin olarak tutuyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Shots have been fired, Paula! | Ateş ediliyor Paula! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Let's go handheld, Steve! | Kamerayı al gel Steve! | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's unclear at this moment who the shot was intended for... | Kime ateş edildiği veya kaç kişinin hayatını kaybettiği... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Okay. Breaking news, Paula. | Pekâlâ, flaş haber Paula. | All About Steve-1 | 2009 | |
| We have our first confirmed kill: | İlk ölüm haberi geldi: | All About Steve-1 | 2009 | |
| a horse. | Bir at; | All About Steve-1 | 2009 | |
| One of many that live here at Wild Willy's Old Western Town. | Vahşi Willy'nin Kasabası'nda yaşayan çok sayıda canlıdan biri. | All About Steve-1 | 2009 | |
| First victim of this senseless tragedy. | Bu vahşi trajedinin ilk kurbanı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's at moments like this I'd like to believe that there's a heaven just for horses... | Böyle durumlarda, sadece atların gidebildiği bir cennet olduğuna inanırım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| rolling meadows, lush grasses... | Çayırları ve bereketli otları olan... | All About Steve-1 | 2009 | |
| the spirits of deceased horses galloping to and fro. | ...ölmüş atların ruhlarının dört nala koştukları bir yer. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Long may you roam... | Cennetteki ömrün... | All About Steve-1 | 2009 | |
| in heaven, O noble horse. | ...uzun olsun soylu at. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Not dead. | Ölmemiş. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And yet, the horse not quite dead, Paula. | Görünüşe göre, atımız henüz ölmemiş Paula. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Not quite dead at all. | Tam tersi, capcanlı duruyor. | All About Steve-1 | 2009 | |
| He's apparently a trained horse, Paula. | Eğitimli bir at olduğu kesin Paula. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Trained to drop down... | Vahşi Willy kasabasının rutin çatışmaları esnasında... | All About Steve-1 | 2009 | |
| This particular horse... | Bu özel at... | All About Steve-1 | 2009 | |
| in the midst of tragedy, a blessed miracle. | Trajedinin ortasında, bir mucize cereyan etti. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Cut. Damn it, Steve! Do you think this is funny? | Kes. Kahretsin Steve! Komik olduğunu mu düşünüyorsun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| You guys could see the horse is alive, and you're giving me the "bring 'em the tears" signal? | Atın yaşadığını görüyorsun ve bana "ağla" işareti yapıyorsun. | All About Steve-1 | 2009 | |
| No, no. This is the "bring the tears" signal. | Hayır, hayır. "Ağla" işareti bu | All About Steve-1 | 2009 | |
| This is "Hey, the horse is up. It's galloping." | Bu ise "At ayağa kalktı." işareti. Şu da "Dörtnala koşuyor". | All About Steve-1 | 2009 | |
| You know my favorite answer? | En sevdiğim kelimeyi biliyor musun? | All About Steve-1 | 2009 | |
| "Pneumonoultramicros copicsilicovolcanoconiosis." | "Pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis." | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's a lung disease. Ooh! Fontana, California. | Bir akciğer hastalığı. Vay, Fontana, California. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Y You know what they make there? No? | Burada ne yaparlar bilir misiniz? Hayır mı? Çelik yaparlar. | All About Steve-1 | 2009 | |
| I won't bore you with the whole story, just the... just the best parts... | Sizi tüm hikâyeyle sıkmak istemiyorum sadece ana kısımlarını... | All About Steve-1 | 2009 | |
| like... like how it's made from, uh, molten pig iron, which... | Mesela ne kullanıldığı gibi, erimiş ham demiri... | All About Steve-1 | 2009 | |
| which does not, as everyone might think, have anything to do with pigs or swines or hogs. | ...tabii ki "ham etmek" değil. Bunun "ham ederim"le ilgisi yok. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's It's a raw iron made from iron and coke. | Ham demir, kok kömürü ve demirden yapılan işlenmemiş bir demirdir. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And by coke, I mean the, uh, carbonaceous residue, not the... not the cola. | Kok demişken, karbon artığından bahsediyorum, kesinlikle kola değil... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Or the booger sugar. | ...ya da kurumuş şeker. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's It's a method perfected by Sir Henry Bessemer, a Brit. | Bu yöntem İngiliz Sir Henry Bessemer tarafından mükemmelleştirildi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh. And Bessemer is also a town in Alabama. Yea! | Aynı zamanda Bessemer, Alabama'da bir kasaba adı. Evet! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Hitler's typewriter. Hitler's typewriter. | Hitler'in daktilosu. Hitler'in daktilosu. | All About Steve-1 | 2009 | |
| That guy was such an asshole. | O herif tam bir baş belasıydı. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Anyone up for a potty break? It's not good to hold it. | İhtiyaç molasına hazır mısınız? Tutmak iyi değildir. | All About Steve-1 | 2009 | |
| We're gonna take five minutes here. | Burada 5 dakika mola vereceğiz. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Establishments in desolate areas like this are usually run by family members that are, uh... | Bunun gibi ıssız yerlerdeki yerleşimler genellikle aileler tarafından... | All About Steve-1 | 2009 | |
| No! No! Stop! | Hayır! Hayır! Durun! | All About Steve-1 | 2009 | |
| Crap. Crap. | Kahretsin. Kahretsin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Yes. Hi. Uh, Do you know when the next bus to Tucson goes through here? | Merhaba. Acaba bir sonraki Tuscon otobüsü ne zaman gelecek? | All About Steve-1 | 2009 | |
| 'Cause I kind of just... just missed mine. | Çünkü ben... Benimkini kaçırdım da... | All About Steve-1 | 2009 | |
| I'm headed that way. | Ben o tarafa gidiyorum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Oh. That's nice. | Çok güzel. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Set a trash can full of kittens on fire? You know, something like that. | Ya da içinde kedi olan çöp bidonlarını ateşe verdiğin oldu mu? | All About Steve-1 | 2009 | |
| No? Okay. | Hayır mı? Peki. | All About Steve-1 | 2009 | |
| What about humans? That had to... | Ya insanlar? Hiç... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Would I tell you if I did? | Sence yapmış olsaydım sana söyler miydim? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Touché, sir. Touché. | Kazandın bayım. Şah mat. | All About Steve-1 | 2009 | |
| You can wait for that next bus if you want. | İstersen bir sonraki otobüsü bekle. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Roughly 9.85. I will give this to you and just... Thank you. | Yaklaşık olarak bu 9.85'i size veriyorum, teşekkürler. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Stop! Stop! | Durun! Durun lütfen! | All About Steve-1 | 2009 | |
| May I see your license, please? | Sürücü belgeni görebilir miyim, lütfen? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Norman James Durwood? | Norman James Durwood? | All About Steve-1 | 2009 | |
| Mary Magdalene Horowitz. Nice to meet you. | Mary Magdalene Horowitz. Memnun oldum. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Good to meet you, I think. | Ben de öyle, sanırım. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Norm, if you are going to rape and murder me... | Norm, bana tecavüz edip sonra beni öldüreceksen... | All About Steve-1 | 2009 | |
| because this appendage... | Çünku yazdığım şey... | All About Steve-1 | 2009 | |
| will lead homicide detectives right to you. | ...cinayet dedektiflerini sana yönlendirecek. | All About Steve-1 | 2009 | |
| And that would be no bueno. I think we're good. | Ve bu hiç de iyi olmaz. Bence her şey tamam. | All About Steve-1 | 2009 | |
| My other rules about crossword is this: no pencils. | Bulmacayla ilgili diğer prensibim ise; Kurşunkalem kullanmak yok. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Doing a crossword with a pencil is like screaming with your lips duct taped together. | Kurşunkalemle bulmaca çözmek ağzın bantlıyken bağırmaya çalışmak gibi. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It is weak. If you're going to do a crossword puzzle... | Bu zayıflık. Bulmaca çözeceksen... | All About Steve-1 | 2009 | |
| you need to do it fearlessly and with abandon and with a pen. | ...korkusuz olup tükenmez kalemle çözeceksin. | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's about choosing your path, Norm, and just committing to it. | Bu, yolunu çizmekle ilgili Norm ve kendini adamakla. | All About Steve-1 | 2009 | |
| Well, I figure that when you miss a bus... | Düşündüm de belki otobüsü kaçırman... | All About Steve-1 | 2009 | |
| Are you familiar with, uh... with, uh, moon blindness, Norm? | Gece körlüğünü bilir misin Norm? | All About Steve-1 | 2009 | |
| It's like this awful eye pus that starts to ooze... You know... | İltihap akmaya başlar... | All About Steve-1 | 2009 | |
| quiet time might be real good right about now. | Şu anda yapılacak en iyi şey sessiz kalmak. | All About Steve-1 | 2009 |