• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 177821

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
Come in. Girin. Gir. Gir. Gir. Two Weeks-1 2006 info-icon
Grandma! Grandma! Hi! Büyükanne! Nine! Nine! Merhaba! Nine! Nine! Merhaba! Nine! Nine! Merhaba! Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, hi. Merhaba. Merhaba! Merhaba! Merhaba! Two Weeks-1 2006 info-icon
Come on up here. Come on. Oh, my goodness, that was... Gelin yanıma gelin. Aman tanrım... Gel bakalım. Gel hadi. Aman Tanrım. Gel bakalım. Gel hadi. Aman Tanrım. Gel bakalım. Gel hadi. Aman Tanrım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, did you make these for me? Yeah. Bunu benim için mi yaptınız? Evet. Bunlar benim için mi yaptınız siz? Evet. Bunlar benim için mi yaptınız siz? Evet. Bunlar benim için mi yaptınız siz? Evet. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, Ben, did you ride on an airplane? No. Hey Ben, uçağa mı bindin sen? Hayır. Two Weeks-1 2006 info-icon
You didn't? We came to see you 'cause you're sick. Binmedin mi? Hasta olduğun için seni görmeye geldik. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm so glad you did. Thank you. İyi ki geldiniz. Teşekkür ederim. İyi ki geldiniz canım. Teşekkür ederim. İyi ki geldiniz canım. Teşekkür ederim. İyi ki geldiniz canım. Teşekkür ederim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do you have any toys for us? Sarah, that's not nice. Bizim için oyuncakların var mı? Sarah, bu hiç hoş değil. Bize oyuncak aldın mı? Sarah, çok ayıp! Bize oyuncak aldın mı? Sarah, çok ayıp! Bize oyuncak aldın mı? Sarah, çok ayıp! Two Weeks-1 2006 info-icon
It's just fine. I do happen to have something for you. Hiç sorun değil. Aslında sizin için bazı şeylerim var. Kızma çocuğa! Sizin için bir şeylerim var. Kızma çocuğa! Sizin için bir şeylerim var. Kızma çocuğa! Sizin için bir şeylerim var. Two Weeks-1 2006 info-icon
Dad, in the top drawer over there. Babası, üst çekmeceye bak bakalım. Babası, şu üst çekmeceyi aç bakalım. Babası, şu üst çekmeceyi aç bakalım. Babası, şu üst çekmeceyi aç bakalım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Something for Sarah and something for Ben. Bir tane Sarah için, bir tane de Ben için. Bir tanesi Sarah'ya, bir tanesi Ben'e. Bir tanesi Sarah'ya, bir tanesi Ben'e. Bir tanesi Sarah'ya, bir tanesi Ben'e. Two Weeks-1 2006 info-icon
Let me see. Okay. Bakalım... Bakalım ne varmış burada. Bakalım ne varmış burada. Bakalım ne varmış burada. Two Weeks-1 2006 info-icon
This is for you. Bu senin için. Bu sana. Bu sana. Bu sana. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, it's a shark. Köpekbalığı. Köpekbalığı! Köpekbalığı! Köpekbalığı! Two Weeks-1 2006 info-icon
And for Sarah I have a kitty. Sarah için de bir kedicik. Sarah'ma da bir kedicik. Sarah'ma da bir kedicik. Sarah'ma da bir kedicik. Two Weeks-1 2006 info-icon
What do you say? Thank you, Grandma. Ne diyorduk? Teşekkürler büyükanne. Ne diyorduk? Teşekkür ederim büyükanne. Ne diyorduk? Teşekkür ederim büyükanne. Ne diyorduk? Teşekkür ederim büyükanne. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, you're... Thank you. Teşekkürler. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Two Weeks-1 2006 info-icon
You're so welcome. Bişey değil. Büyükanneniz kurban olsun size. Büyükanneniz kurban olsun size. Büyükanneniz kurban olsun size. Two Weeks-1 2006 info-icon
Give me a hug. Sarılın bakalım. Gelin bir koklayayım sizi ben. Gelin bir koklayayım sizi ben. Gelin bir koklayayım sizi ben. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, I love you guys. Sizi çok seviyorum. Büyükanneniz sizi çok seviyor. Büyükanneniz sizi çok seviyor. Büyükanneniz sizi çok seviyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
Hey, guys, why don't you go show Mommy your toys, Hey çocuklar, gidip oyuncaklarınızı annenize göstersenize... Çocuklar, hadi bakalım oyuncaklarınızı anneye gidip gösterin... Çocuklar, hadi bakalım oyuncaklarınızı anneye gidip gösterin... Çocuklar, hadi bakalım oyuncaklarınızı anneye gidip gösterin... Two Weeks-1 2006 info-icon
and then Grandma can rest a little bit? Okay? büyükanneniz de dinlensin biraz. Tamam mı? ...büyükanneniz de biraz dinlensin o arada. Olmaz mı? ...büyükanneniz de biraz dinlensin o arada. Olmaz mı? ...büyükanneniz de biraz dinlensin o arada. Olmaz mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
Bye. Bye, Grandma. Güle güle. Hoşçakal büyükanne. Görüşürüz. Görüşürüz büyükanne. Görüşürüz. Görüşürüz büyükanne. Görüşürüz. Görüşürüz büyükanne. Two Weeks-1 2006 info-icon
I got lipstick on you. Bye, honey. See you later, okay? Rujum bulaşmış. Güle güle tatlım. Sonra görüşürüz. Rujumu bulaştırmışım canım sana. Görüşürüz tatlım. Görüşürüz. Rujumu bulaştırmışım canım sana. Görüşürüz tatlım. Görüşürüz. Rujumu bulaştırmışım canım sana. Görüşürüz tatlım. Görüşürüz. Two Weeks-1 2006 info-icon
See you later. Okay. Sonra görüşürüz. Tamam. Görüşürüz. Tamam. Görüşürüz. Tamam. Görüşürüz. Tamam. Two Weeks-1 2006 info-icon
See you. Bye. Goodbye. Hoşçakal. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Görüşürüz. Güle güle. Two Weeks-1 2006 info-icon
See you. See you. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Görüşürüz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do you still want to go to the beach today? Hala sahile gitmek istiyor musun? Bugün sahile gitmeyi hâlâ istiyor musun? Bugün sahile gitmeyi hâlâ istiyor musun? Bugün sahile gitmeyi hâlâ istiyor musun? Two Weeks-1 2006 info-icon
You sure? 'Cause maybe we should go tomorrow. Emin misin? Belki de yarın gitmeliyiz. Emin misin? İstersen yarın da gidebiliriz. Emin misin? İstersen yarın da gidebiliriz. Emin misin? İstersen yarın da gidebiliriz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Who is that woman? O kadın kim? Kim o kadın? Kim o kadın? Kim o kadın? Two Weeks-1 2006 info-icon
With Barry? Yeah. Barry'nin yanındaki mi? Evet. Two Weeks-1 2006 info-icon
That's Suzanne, his wife. Suzanne, onun karısı. Karısı Suzanne. Karısı Suzanne. Karısı Suzanne. Two Weeks-1 2006 info-icon
She flew in with the kids last night, remember? Dün gece çocuklarla birlikte geldi, hatırladın mı? Dün gece çocukları alıp geldi ya, hatırlamadın mı? Dün gece çocukları alıp geldi ya, hatırlamadın mı? Dün gece çocukları alıp geldi ya, hatırlamadın mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
Don't be smart. I just can't see too well, that's all. Aptal değilim. Sadece uzaktan göremedim, hepsi bu. Ukâlalık yapma. Çok net seçemiyorum o kadar. Ukâlalık yapma. Çok net seçemiyorum o kadar. Ukâlalık yapma. Çok net seçemiyorum o kadar. Two Weeks-1 2006 info-icon
Ready to go home? Eve gidelim mi? Eve gidelim ister misin? Eve gidelim ister misin? Eve gidelim ister misin? Two Weeks-1 2006 info-icon
How long have we been here? Ne kadar zamandır buradayız? Geleli ne kadar oldu? Geleli ne kadar oldu? Geleli ne kadar oldu? Two Weeks-1 2006 info-icon
Forty five minutes. 45 dakika. Kırkbeş dakika. Kırkbeş dakika. Kırkbeş dakika. Two Weeks-1 2006 info-icon
You paid $10 for parking. I want you to get your money's worth. Otoparka 10 dolar verdin. Paranın karşılığını alalım. Otoparka 10 dolar tosladın. Aldığın abdest ürküttüğün kurbağaya değsin. Otoparka 10 dolar tosladın. Aldığın abdest ürküttüğün kurbağaya değsin. Otoparka 10 dolar tosladın. Aldığın abdest ürküttüğün kurbağaya değsin. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm good for the 10 bucks, Mom. 10 dolar önemli değil anne. 10 doların hesabını yapacak bir halde değilim anne. 10 doların hesabını yapacak bir halde değilim anne. 10 doların hesabını yapacak bir halde değilim anne. Two Weeks-1 2006 info-icon
Don't start, Keith. Okay. Yine başlama Keith. Peki. Başlama yine Keith. Peki. Başlama yine Keith. Peki. Başlama yine Keith. Peki. Two Weeks-1 2006 info-icon
You don't get weather like this every day. Bu hava her gün denk gelmez. Böyle havayı kolay kolay bulamazsın. Böyle havayı kolay kolay bulamazsın. Böyle havayı kolay kolay bulamazsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
That looks good. İyi yapmışsın. Şahane görünüyor. Şahane görünüyor. Şahane görünüyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
It's no Motel 6, but... We said you could stay here. Hilton sayılmaz ama idare ediyoruz... Burada kalabilirsin dedik ya. Motel 6'nın yemekleri gibi değil ama. Burada kalabileceğinizi söylemiştik. Motel 6'nın yemekleri gibi değil ama. Burada kalabileceğinizi söylemiştik. Motel 6'nın yemekleri gibi değil ama. Burada kalabileceğinizi söylemiştik. Two Weeks-1 2006 info-icon
Right. On the floor? Thank you. Tabi, yerde. Çok sağol. Tabii, yerde. Kalsın. Tabii, yerde. Kalsın. Tabii, yerde. Kalsın. Two Weeks-1 2006 info-icon
Give me a break. I can't believe you're whining... Bir dakika dur bakalım. Şikayet ettiğine inanamıyorum. Yetti artık. Şu durumda bile dırdır etmene inanamıyorum. Yetti artık. Şu durumda bile dırdır etmene inanamıyorum. Yetti artık. Şu durumda bile dırdır etmene inanamıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm sorry but what kind of break did you give me when I was in the hospital? Ben hastanedeyken siz bir dakika durdunuz mu acaba? Afedersin ama ben hastanedeyken, hangi biriniz yardımımı yetti? Afedersin ama ben hastanedeyken, hangi biriniz yardımımı yetti? Afedersin ama ben hastanedeyken, hangi biriniz yardımımı yetti? Two Weeks-1 2006 info-icon
Did any of you call or write? You had your adenoids out. Hiç biriniz arayıp sordu mu? Bademciklerini aldırdın sadece. Hiçbiriniz arayıp sordu mu? Lenf bezlerini aldırdın! Hiçbiriniz arayıp sordu mu? Lenf bezlerini aldırdın! Hiçbiriniz arayıp sordu mu? Lenf bezlerini aldırdın! Two Weeks-1 2006 info-icon
You were there for three hours. Üç saatliğine oradaydın. Hastanede üç saat kaldın, kalmadın! Hastanede üç saat kaldın, kalmadın! Hastanede üç saat kaldın, kalmadın! Two Weeks-1 2006 info-icon
You know, it is so obvious that I am not welcome in this family. Var ya, aslında bu ailede pek de hoş karşılanmadığım ortada. Bu ailenin bir ferdi olarak kabul edilmediğim aşikâr. Bu ailenin bir ferdi olarak kabul edilmediğim aşikâr. Bu ailenin bir ferdi olarak kabul edilmediğim aşikâr. Two Weeks-1 2006 info-icon
Not one of you cares about anything... Hiç birinizin umrunda değil. Hiçbir şey umrunuzda değil... Hiçbir şey umrunuzda değil... Hiçbir şey umrunuzda değil... Two Weeks-1 2006 info-icon
That explains why you're rifling through the jewelry box Herhalde mücevher kutusunu da bu yüzden yağmalıyorsun. Bu mücevher kutusunu neden didik didik ettiğini gayet güzel açıklıyor. Bu mücevher kutusunu neden didik didik ettiğini gayet güzel açıklıyor. Bu mücevher kutusunu neden didik didik ettiğini gayet güzel açıklıyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
so you can buy someone who gives a shit about you. Bu sayede kendine, sana değer veren insanlar satın alabilirsin. Two Weeks-1 2006 info-icon
I actually think of it more as payment for being forced to hang out with you people. Ben onu daha çok sizin gibilerle takılmak için aldığım bir ücret olarak düşünüyorum. Aslına bakarsan ben onu, sizin gibilerle takılmam için önerilen bir ödeme gibi görüyordum. Aslına bakarsan ben onu, sizin gibilerle takılmam için önerilen bir ödeme gibi görüyordum. Aslına bakarsan ben onu, sizin gibilerle takılmam için önerilen bir ödeme gibi görüyordum. Two Weeks-1 2006 info-icon
I just came here to help Matthew. Buraya sırf Matthew'a yardım etmek için geldim. Buraya gelmemdeki tek amaç, Matthew'a yardımcı olmaktı. Buraya gelmemdeki tek amaç, Matthew'a yardımcı olmaktı. Buraya gelmemdeki tek amaç, Matthew'a yardımcı olmaktı. Two Weeks-1 2006 info-icon
What's with the "you people" thing? "Sizin gibiler" de ne demek? "Sizin gibiler" de neyin nesiydi öyle? "Sizin gibiler" de neyin nesiydi öyle? "Sizin gibiler" de neyin nesiydi öyle? Two Weeks-1 2006 info-icon
Are we a cult now? Tarikat mı olduk şimdi de? Şimdi de bir zümre mi olduk yani? Şimdi de bir zümre mi olduk yani? Şimdi de bir zümre mi olduk yani? Two Weeks-1 2006 info-icon
She's just here to help. Why is it always about Katrina anyway? Sadece yardım etmek için geldi. Hem neden hep Katrina sorun oluyor? Buraya sadece yardım etmeye geldi. Neden hep sorun Katrina bu arada? Buraya sadece yardım etmeye geldi. Neden hep sorun Katrina bu arada? Buraya sadece yardım etmeye geldi. Neden hep sorun Katrina bu arada? Two Weeks-1 2006 info-icon
What about Miss Perfect? Emily's a mess. Peki ya Bayan Mükemmel'e ne demeli? Emily çökmüş durumda. Bayan kusursuzun hiç mi suçu yok? Emily dağılmış durumda. Bayan kusursuzun hiç mi suçu yok? Emily dağılmış durumda. Bayan kusursuzun hiç mi suçu yok? Emily dağılmış durumda. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yes, I know. Her mother's dying. Oh, wait, mine is, too! Evet, biliyorum. Annesi ölüyor. Ah, bekle bir dakika, benimki de ölüyor. Evet, biliyorum. Annesi ölüm döşeğinde. Ama dur biraz, sanırım benimki de! Evet, biliyorum. Annesi ölüm döşeğinde. Ama dur biraz, sanırım benimki de! Evet, biliyorum. Annesi ölüm döşeğinde. Ama dur biraz, sanırım benimki de! Two Weeks-1 2006 info-icon
Look, maybe if Katrina just gave her a little space, Bak, belki de Katrina ondan biraz uzak dursa, Bak, belki Katrina onun bu kadar üstüne gitmeseydi... Bak, belki Katrina onun bu kadar üstüne gitmeseydi... Bak, belki Katrina onun bu kadar üstüne gitmeseydi... Two Weeks-1 2006 info-icon
just took the night off... You guys don't even try. ...ne bileyim... Siz bir adım bile atmıyorsunuz! Two Weeks-1 2006 info-icon
You don't even reach out to her. Ona ulaşmaya hiç gayret etmiyorsunuz. Two Weeks-1 2006 info-icon
You know, she has feelings, too. Onun da duyguları var bildiğin gibi. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah, but if she's here to help, why should we be reaching out? Evet ama, eğer yardıma geldiyse, neden uğraşan biz oluyoruz? Peki madem yardım etmek için burada, neden biz ona ulaşmaya çalışalım ki? Peki madem yardım etmek için burada, neden biz ona ulaşmaya çalışalım ki? Peki madem yardım etmek için burada, neden biz ona ulaşmaya çalışalım ki? Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm sorry, isn't she part of the family? Kusura bakma da, o, ailenin bir parçası değil mi? Kusura bakma ama o da bu ailenin bir parçası mı? Kusura bakma ama o da bu ailenin bir parçası mı? Kusura bakma ama o da bu ailenin bir parçası mı? Two Weeks-1 2006 info-icon
It's her mother in law. Onun da kayınvalidesi! Two Weeks-1 2006 info-icon
Look, I'm not trying to tell you what to do. Bak, sana ne yapman gerektiğini söylemiyorum. Bak, sana ne yapman gerektiğini söyleyecek değilim. Bak, sana ne yapman gerektiğini söyleyecek değilim. Bak, sana ne yapman gerektiğini söyleyecek değilim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Matthew, I'm not. Niyetim bu değil. Ciddiyim Matthew. Ciddiyim Matthew. Ciddiyim Matthew. Two Weeks-1 2006 info-icon
You know, I've never seen you cry. Aslında seni hiç ağlarken görmedim. Seni hiç ağlarken görmedim. Seni hiç ağlarken görmedim. Seni hiç ağlarken görmedim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Oh, please, not again. I cry. When? Yine mi bu?, Ben de ağlarım. Ne zaman? Lütfen başlama yine. Ağlıyorum. Ne zaman ağladın? Lütfen başlama yine. Ağlıyorum. Ne zaman ağladın? Lütfen başlama yine. Ağlıyorum. Ne zaman ağladın? Two Weeks-1 2006 info-icon
I cried at our wedding. Düğünümüzde ağladım. Düğünümüzde ağlamıştım. Düğünümüzde ağlamıştım. Düğünümüzde ağlamıştım. Two Weeks-1 2006 info-icon
I sniff a little at really sad commercials. Acıklı reklam filmlerinde biraz ağlarım. Çok hüzünlü şeyleri izlerken boğazım düğümlenir. Çok hüzünlü şeyleri izlerken boğazım düğümlenir. Çok hüzünlü şeyleri izlerken boğazım düğümlenir. Two Weeks-1 2006 info-icon
What, is there some amount that I'm supposed to cry? Ne yani, doldurmam gereken bir ağlama kotası mı var? Ne yani ağlamam gereken bir miktar falan mı var? Ne yani ağlamam gereken bir miktar falan mı var? Ne yani ağlamam gereken bir miktar falan mı var? Two Weeks-1 2006 info-icon
No. I just think it's perfectly normal, with your mother dying, I mean... Hayır, ama annen ölüyor, ve bence bu gayet normal... Hayır. Sadece şu an bunun için çok normal bir zaman. Annen ölüm döşeğinde... Hayır. Sadece şu an bunun için çok normal bir zaman. Annen ölüm döşeğinde... Hayır. Sadece şu an bunun için çok normal bir zaman. Annen ölüm döşeğinde... Two Weeks-1 2006 info-icon
I'm fine. Sherry, really. Honestly, I'm fine. Sherry, ben iyiyim. Gerçekten. Hayır, iyiyim. Sherry cidden. Gerçekten iyiyim. Hayır, iyiyim. Sherry cidden. Gerçekten iyiyim. Hayır, iyiyim. Sherry cidden. Gerçekten iyiyim. Two Weeks-1 2006 info-icon
I just... I'm playing it as it goes. Ben sadece, her şeyi akışına bırakıyorum. Sadece oluruna bırakmış durumdayım. Sadece oluruna bırakmış durumdayım. Sadece oluruna bırakmış durumdayım. Two Weeks-1 2006 info-icon
You're not gonna give me the Zen speech, are you? Bu Zen konuşmasını bana da yapmayacaksın değil mi? Yine şu Zen muhabbetine girmeyeceksin değil mi? Yine şu Zen muhabbetine girmeyeceksin değil mi? Yine şu Zen muhabbetine girmeyeceksin değil mi? Two Weeks-1 2006 info-icon
Well, not unless you make me. Beni zorlamadığın sürece... Beni girmek zorunda bırakmadıkça girmem. Beni girmek zorunda bırakmadıkça girmem. Beni girmek zorunda bırakmadıkça girmem. Two Weeks-1 2006 info-icon
I just think tomorrow, you know, Sadece düşünüyorum da... Yarını düşünüyorum da... Yarını düşünüyorum da... Yarını düşünüyorum da... Two Weeks-1 2006 info-icon
when I leave, you're gonna bottle this all up. yarın ben gittiğim zaman, muslukları açacaksın. ...ben gittikten sonra iyice her şeyi içine atacaksın. ...ben gittikten sonra iyice her şeyi içine atacaksın. ...ben gittikten sonra iyice her şeyi içine atacaksın. Two Weeks-1 2006 info-icon
As soon as I cry, I'll e mail you the digital photos. Ağladığım anda, sana fotoğrafları e postayla göndereceğim. Ağladığım an, derhal sana fotoğrafımı e posta ile gönderirim. Ağladığım an, derhal sana fotoğrafımı e posta ile gönderirim. Ağladığım an, derhal sana fotoğrafımı e posta ile gönderirim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Come on. We have DSL. DSL internetimiz var. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Ne var? İnternetimiz var nasıl olsa. Two Weeks-1 2006 info-icon
Rice? No, thank you. I have... Pirinç? Hayır sağol. Pilav alır mısın? Hayır, sağol. Pilav alır mısın? Hayır, sağol. Pilav alır mısın? Hayır, sağol. Two Weeks-1 2006 info-icon
I want a sparerib. Pirzola istiyorum. Pirzola istedi canım. Pirzola istedi canım. Pirzola istedi canım. Two Weeks-1 2006 info-icon
Mom, you can't eat. Anne, sen yiyemezsin. Anne bir şey yiyemezsin. Anne bir şey yiyemezsin. Anne bir şey yiyemezsin. Two Weeks-1 2006 info-icon
You'll get sick again. It's got nowhere to go. Yine fenalaşırsın. Yemeğin gidecek bir yeri yok. Hastalığın azacak yine. Bu saatte bir yere de gidemeyiz. Hastalığın azacak yine. Bu saatte bir yere de gidemeyiz. Hastalığın azacak yine. Bu saatte bir yere de gidemeyiz. Two Weeks-1 2006 info-icon
Do you want to sit and spit, Mom? Çiğneyip tükürmek ister misin anne? Two Weeks-1 2006 info-icon
Gilda used to do it. Carol told us. When she... Gilda yaparmış. Carol anlattı, yemek yiyemediği... Gilde öyle yaparmış. Carol söyledi. Gilde öyle yaparmış. Carol söyledi. Gilde öyle yaparmış. Carol söyledi. Two Weeks-1 2006 info-icon
When she couldn't eat, she would chew the food but not swallow. yiyemediği zamanlarda, çiğnermiş, ama yutmazmış. Yiyemediği zamanlarda, çiğner ama yutmazmış. Yiyemediği zamanlarda, çiğner ama yutmazmış. Yiyemediği zamanlarda, çiğner ama yutmazmış. Two Weeks-1 2006 info-icon
Yeah. Sit and spit. Evet. Çiğne ve tükür. Evet, çiğneyip tükürürüm. Evet, çiğneyip tükürürüm. Evet, çiğneyip tükürürüm. Two Weeks-1 2006 info-icon
Let me sit and spit. Bırakın da çiğneyip tüküreyim. Çiğneyip tüküreyim. Çiğneyip tüküreyim. Çiğneyip tüküreyim. Two Weeks-1 2006 info-icon
Okay. Peki. Pekâlâ. Pekâlâ. Pekâlâ. Two Weeks-1 2006 info-icon
Can I have a bowl, please? Bir tabak alabilir miyim? Bir kase rica edebilir miyim? Bir kase rica edebilir miyim? Bir kase rica edebilir miyim? Two Weeks-1 2006 info-icon
And the spareribs? Ve pirzola? Pirzola da lütfen. Pirzola da lütfen. Pirzola da lütfen. Two Weeks-1 2006 info-icon
God. Tanrım. Tanrım! Tanrım! Tanrım! Two Weeks-1 2006 info-icon
I love spareribs. Pirzolaya bayılıyorum. Two Weeks-1 2006 info-icon
I love Kung Pao chicken! Çin usülü tavuğa bayılıyorum. Kung Pao tavuğuna bayılıyorum! Kung Pao tavuğuna bayılıyorum! Kung Pao tavuğuna bayılıyorum! Two Weeks-1 2006 info-icon
Matthew, that's enough. Your eyes are bigger than your stomach. Matthew, biraz ye artık. Gözlerin midenden daha büyük. Matthew yeter oğlum. Karnın doysa, gözün doymuyor. Matthew yeter oğlum. Karnın doysa, gözün doymuyor. Matthew yeter oğlum. Karnın doysa, gözün doymuyor. Two Weeks-1 2006 info-icon
Mom, I'm 27 years old. Anne ben 27 yaşımdayım. Anne 27 yaşındayım. Anne 27 yaşındayım. Anne 27 yaşındayım. Two Weeks-1 2006 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 177816
  • 177817
  • 177818
  • 177819
  • 177820
  • 177821
  • 177822
  • 177823
  • 177824
  • 177825
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim