Search
English Turkish Sentence Translations Page 1376
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
Will you see him yourself? | Onunla kendin görüşür müsün? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
See what he says. | Söyleyeceklerini bir dinle. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
On that day, | O gün... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
In the morning even before anyone knew they were missing | ...sabah saatlerinde, hatta daha kimsenin onların kaybolduğundan haberi yokken... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho's mother went to search for the kids | ...Jong ho'nun annesi çocukları bütün köyde... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Throughout the village. | ...aramaya çıktı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
In the morning? Yes. | Sabah mı? Evet. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
It's normal for kids in the country to play out all day | Kırsaldaki çocukların tüm gün dışarıda oynayıp... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
and come home at dusk. | ...eve ancak alacakaranlıkta gelmeleri normaldir. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
But only within a few hours they stepped out, | Öte yandan dışarı çıkalı sadece birkaç saat olmuşken ve... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
With no reasons to believe they went missing, | ...kaybolduklarına inanmak için ortada bir neden yokken... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
She went around looking for Jong ho. | ...annesi Jong ho'yu aramaya çıktı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho's mother. | Jong ho'nun annesi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
That is a bit strange. Timing's a bit off. | Bu biraz garip. Zamanlama biraz tuhaf. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
But don't you think maybe it was her maternal instinct, | Yine de bu onun annelik içgüdüleri olamaz mı? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
like sixth sense? | Altıncı his gibi yani? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Because on the day they disappeared, | Çünkü kayboldukları gün... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho's mother suddenly felt something stab her chest. | Jong ho'nun annesi göğsünde aniden bıçak gibi ağrı hissetmiş. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
That's why she reported. | Bu yüzden kaybolduklarını bildirdi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Come on, man! | Hadi ama dostum! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
You believe in things like that? Sixth sense? Detective PARK? | Bu gibi şeylere inanıyor musun? Altıncı his mi? Dedektif Park? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Of course I do. | Elbette inanıyorum. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
You begin to sense that after years of investigating. | Yıllarca soruşturma yaptıktan sonra bunu hissetmeye başlıyorsun. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
To name an example... | Bir örnek vermek gerekirse... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
You said you dreamt about the dog you stole this time? | Bu sefer çaldığın köpeği rüyanda gördüğünü mü söylemiştin? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Yes, sir. I saw it clearly. | Evet, efendim. Onu net olarak gördüm... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
But I didn't get bit in the dream. | ...ama rüyamda ısırılmamıştım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Sir, Can I eat one of these? | Efendim, bunlardan birini yiyebilir miyim? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Wait. | Dur bakalım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
They're not food. They're my pet. | Onlar yiyecek değil. Onlar benim evcil hayvanlarım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Who's that? Dog thief. | Kim bu? Köpek hırsızı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
See? Sixth sense. | Gördün mü? Altıncı his. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Listen to this. | Şunu dinle. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Hello? Mom... | Alo? Anne... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho? Yes... | Jong ho? Evet... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Where are you? What...? | Neredesin? Ne...? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho called two months after he went missing. | Jong ho, kaybolduktan iki ay sonra aradı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho's family verified it was his voice. | Jong ho'nun ailesi onun sesi olduğunu doğruladı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho calls two months after he goes missing. | Jong ho, kaybolduktan iki ay sonra arıyor. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Isn't his mother's response strange? | Annesinin cevabı tuhaf değil mi? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Hmm... | Bu... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
What's your point? | Nereye varmak istiyorsun? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Does this sound like the voice, | Bu ses, çocuğu kayıp bir annenin... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Of a mother who lost her child? | ...sesi gibi geliyor mu? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
And what about this pause in the end? | Peki ya sondaki 17 saniyelik... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
For 17 seconds. | ...duraklamaya ne demeli? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
He'd been missing for two months. Two months! | İki aydır kayıptı. İki ay! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Where are you?! | Jong ho, neredesin?! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Who're you with?! Jong ho! | Jong ho, kiminlesin?! Jong ho! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Shouldn't a mother be crying out? | Bir annenin böyle bağırması gerekmez mi? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
The police set a tracking device on the phone. | Polis telefona bir izleme cihazı taktı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
They could've caught the suspect just by pressing a button. | Sadece bir tuşa basarak şüpheliyi yakalayabilirlerdi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Then... | O halde... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Jong ho's mother never pressed that tracking button. | Jong ho'nun annesi izleme tuşuna hiç basmadı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Why would she not have pressed the button? | Neden tuşa basmamış olabilir? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Clearly on purpose. Why? | Kasten olduğu çok açık. Neden? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Someone called her from outside. | Biri onu dışarıdan aradı. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
She obviously didn't want to expose the caller on purpose. | Anlaşılan arayan kişiyi kasten açığa çıkarmak istemedi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Who could that be? I don't know. | Kim olabilir bu? Bilmiyorum. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
One thing for sure, probably someone she tried to protect. | Bir şey oldukça kesin, muhtemelen korumaya çalıştığı biriydi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
What do you think of Professor HWANG's theories? | Profesör Hwang'ın teorisi hakkında ne düşünüyorsun? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Crazy folks like him can say whatever they want, | Onun gibi deliler, istedikleri şeyi söyleyebilir ama polis söyleyemez. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
The kids' parents are half dead. | Çocukların aileleri yarı ölü halde. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Detective PARK! | Dedektif Park! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Your complacency will never solve this case. | Kayıtsızlık bu davayı çözmez... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Professor said. | ...dedi Profesör. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Remember KANG. | Unutma Kang... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Nonsense theories like that could kill them again. | ...bunun gibi saçma teoriler onları yine öldürebilir. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
That's to you. | Bu senin içindi. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Let me ask you one thing. | Sana bir şey sormama izin ver. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Why are you doing this? | Bu neden yapıyorsun? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
I mean... This case. | Bu dosyayı, demek istiyorum. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
An ivy league graduate and a professor at a national university. | Saygın bir üniversite mezunu ve bir devlet üniversitesinde bir profesör. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
You can go on living a happy respectable life. | Mutlu, saygın bir hayat yaşayabilirsiniz pekala. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Why dig into this? | Buna saplanıp kalmak neden? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Then what about you? | Senin nedenin ne o halde? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Me? To make a comeback. | Ben mi? Bir geri dönüş yapmak için. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
I feel so good. | Çok rahatladım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Home sweet home! | Evim, evim, güzel evim! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
I've been thinking. | Düşünüyordum da... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Don't do it. Do what? | Bunu yapma. Neyi yapmayayım? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
I have a bad feeling about this. | Bu konuda içim rahat değil. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Think that the killer is still out there. | Katilin hâlâ dışarılarda bir yerde olduğunu düşün. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
The kids are dead? | Çocuklar öldü mü? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Let's assume that they are. | Hadi ölmüş olduklarını ve ebeveynlerden birinin... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
But why? | Neden ama? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
It's complicated. Obscene. | Orası biraz karışık. Müstehcen. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Totally catchy and completely sensational. | Tamamen akılda kalıcı ve bütünüyle sansasyonel. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
It's just what I've been looking for. | Bu tam da benim aradığım şey. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Why? I'm a producer. | Neden? Ben bir yapımcıyım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
I have to make a comeback. | Eski gücümü kazanmalıyım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
If we're right, the world will flip upside down. | Eğer haklıysak, dünya altüst olacak. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
The whole country will freak. | Tüm ülke dehşete düşecek... | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
And it'll be me, conducting it all. | ...bütün bunları yapan da ben olacağım. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Oh yeah? Like the elk story? | Ya, öyle mi? Geyik hikâyesi gibi mi? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Why you! | Seni küçük! | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
We're here to see Jong ho's parents. | Biz Jong ho'nun anne babasını görmeye gelmiştik. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
This is Producer KANG from MBS. | Bu bey, MBS'den Yapımcı Kang. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
What brings professor and producer here? | Profesör ve yapımcıyı buraya getiren nedir? | A i deul-1 | 2011 | ![]() |
Please come in. | Lütfen içeri girin. | A i deul-1 | 2011 | ![]() |